Mirasbırakanın ölümü ile birlikte tüm hakları, alacak ve borçları kendiliğinden mirasçıya geçer. Bu durum, mirasbırakanın borçlarının mal varlığından fazla olması halinde olumlu sonuç doğurmayabilir. Bu gibi durumlarda da mirasçının mirası reddetme hakkı bulunmaktadır. Buna “reddi miras”, “mirasın reddi” veya “mirasın kabul edilmemesi” denilmektedir.

Miras konusunun Vergi Hukuku ile olan ilişkisi Vergi Usul Kanunun ilgili maddelerinde; ölüm halinde mükelleflerin sağlığında yerine getirmesi gereken tüm vergisel ödevleri, mirası reddetmemiş yasal (kanuni) ve atanmış (mansup) mirasçılarına geçmekte olup, mirasçılardan her biri ölünün vergi borçlarından miras hisseleri nispetinde sorumlu olmaktadırlar. Mirasbırakanın iş bırakma hükmünde kabul edilen ölümüyle, mirasını reddetmemiş olan mirasçılara geçen ödevler (ölüm halinin vergi dairesine bildirilmesi ve vergi beyannamesi verilmesi) için tanınan süre vergi kanunlarında hüküm bulunmayan hallerde üç ay daha uzatılır.

Yine Vergi Kanununa göre mirasçılardan her hangi birinin mirasbırakanın ölümünü bildirmesi, diğer mirasçıları bu ödevden kurtarır. Mirası reddetmiş olan mirasçılarla, lehine muayyen bir mal vasiyeti yapılan kişiler, cüz’i halef durumunda olduklarından mirasbırakanın vergi borçlarından sorumlu tutulmazlar. Öte yandan evrensel bir hukuk kuralı olan cezaların kişiselliği ilkesinin doğal bir sonucu olarak ölüm halinde vergi cezası düşmektedir. Mükellefe yönelik olarak kesilmiş ya da tahakkuk etmiş usulsüzlük, özel usulsüzlük, idari para cezaları ya da vergi ziyaı (tek kat veya üç kat) gibi cezalar, mükellefin ölümü halinde silinmektedir. Ancak, gecikme faizi ve zammının ceza kapsamına girmemesi nedeniyle mirasçılar, mirastaki payları oranında hesaplanacak gecikme zammı ve faizden sorumlu tutulmaktadır.

Vergi hukukuna göre “reddi miras” mirasçılar açısından aynı zamanda bir mükellef hakkıdır. Hukuki ve ekonomik durumunu daha kötü hale getirebilecek, vergisel yükü, bırakılan mirasın parasal tutarından daha fazla olan bir mirası kabul etmemek, vergi hukuku açısından vergi yükümlüsüne tanınmış yasal bir haktır. Reddi miras; mirasbırakanın borçlarının mal varlığından fazla olması halinde hemen hemen tüm vergi mükellefi mirasçılar tarafından tercih edilen mantıklı ve ekonomik bir seçimdir. Mirasçıların vergi idaresiyle irtibata geçerek mirasbırakanın vergi borçlarının öğrenme ve bu tutarı miras ile karşılaştırarak kendileri açısından vergisel yükü fazla olabilecek bir mirası kabul ya da reddetme hakları bulunmaktadır. Dolayısıyla reddi miras, bir mükellef hakkıdır.

Reddi miras, mirasçıları korumaya yönelik bir müessesedir. Reddi miras, miras hukuku açısından büyük önem arz eden mirasın reddine yönelik hükümlerin yeterince açık olmaması nedeniyle birçok hukuki sorun ve tartışmayı da beraberinde getirmektedir.

Medeni hukukta mirasın reddi, gerçek (hakiki) red ve hükmi (hükmen) red olmak üzere iki şekilde de kabul edilmiştir. Gerçek red, mirasçıların bu yönde bir irade beyan etmesinden kaynaklanırken, hükmi red ise kanunun öngördüğü karineden(mirasın borca batık olması) kaynaklanmaktadır. Özellikle mirasın hükmen reddi, uygulaması oldukça fazla olmasına rağmen temel mantığındaki belirsizlikler nedeniyle çok farklı şekillerde uygulanmakta ve yorumlanmaktadır.

Sonuç olarak, bırakılan mirasın, mirasçının mal varlığına olumlu getirisi olabileceği gibi borç yükü yönünden olumsuzlukları da olabilir. Bu nedenle kalan mirasın gerekli araştırma yapılarak kabul edilmesi, kabul edilmeyecekse belirtilen sürelerde işlemlere başvurarak reddi mirasa gidilmesi gerekmektedir. Kanuni süreçler göz önüne alınarak gerçek ya da hükmi red uygulaması ile mirasın reddi sağlanır. Mirasın red edilmesiyle, varisler kendilerini mirasın olumsuz etkilerinden korumuş olurlar. Bu yönü itibariyle de reddi miras, bireye tanınmış bir hukuki haktır. Vergi hukuku bakımından konuya yaklaşıldığında miras, varislere çeşitli yükümlülükler (bildirim, beyan, vergi ödeme vb.) yükler. Bu yüklerin bazıları (beyan, vergi, gecikme faizi, gecikme zammı ve tecil faizi) mirasın kabulü ile söz konusu olur. Mirasın kabul edilmemesi varisler bakımından bir mükellef hakkıdır. Ekonomik anlamda kendilerine vergisel yük getirecek bir mirasın reddi yerinde ve mantıklı bir seçimdir. Bu seçimin kullanılmasının olanak dahilinde olması bir mükellef hakkı niteliğindedir.

Av. Eda Berat Deniz. Av. Emre Bal